Ekonomik Büyüme / Gelir Dağılımı / Sosyal Güvenlik

04 May 2016
1710 defa

Ülke ekonomisinin büyümesi, makro göstergeler bakımından övünülecek bir tablo olarak değerlendirilmektedir. 2010 yılında ekonominin yüzde 8.9 gibi büyümesi, son derece olumlu bir gelişmedir.

Ülke ekonomisin büyümesi iyi analiz edildiğinde, ithalat ağırlıklı bir büyüme olduğu görülmektedir. Yaratılan mal ve hizmetlerin büyük bölümü dışarıdan alınmaktadır. Bu yönüyle bakıldığında, ekonomik bağımsızlığımızın istenen seviyede olmadığı dikkat çekmektedir. Bu nedenle, uzun vadede dışa bağımlı büyümenin oranı düşürülmeli, ulusal sanayimiz geliştirilmelidir.

Dışa bağımlı ekonomik büyüme, aynı paralelde istihdam da sağlamadığından, sigorta sistemimizde olumsuz yönde etkilenmektedir. İstihdamın yapısı esnek ve kayıtdışı ağırlıklı bir yapıda olduğundan, iş ve sosyal güvenlik hakları da korumasız kalmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu gelir dağlımı sonuçlarını açıkladı. 2009 yılı sonuçlarına göre, alt ve üst sınır yüzde 20 gruplara göre gelir dağılımı eşitsizliği çözüm bekleyen en büyüm ekonomik ve sosyal sorunumuzdur. Nüfusun en yoksul grubu olan birinci yüzde 20'si milli gelirin yüzde 6.1'ni alırken, en zengin son gruptaki yüzde 20, milli gelirden yüzde 44 gibi yüksek bir pay almaktadır.

Bu tablo, ülke insanımızın birçok yönden korumasız kaldığını göstermektedir. Ülke gündeminde açlık ve yoksulluk çözüm bekleyen öncelikli sorunumuzdur. Esas olan, toplumun sosyal güvenlik yönünden koruma altına alınmasıdır. Sosyal güvenlik sistemimizde birçok yönden eksiklikler bulunmaktadır. Toplumun ayrımsız olarak sağlık haklarına erişmesi, çalışanların emeklilik güvencesine kavuşturulması en temel sosyal politikalar olarak görülmelidir. Bu sistem kapsamında, açlık ve yoksullukla mücadelede “aile yardım sigortası” sosyal güvenliğin bir normu olarak ülkemize kazandırılmalıdır.

Gelir dağılımında var olan eşitsizliklerin çözümü, uzun vadeli ekonomik ve sosyal  kararların alınmasına bağlıdır. İstihdam yapımız hem yetersiz, hem de kırılgan bir yapıdadır. Öncelikle, ekonomik kararların ve büyümenin istihdam ağırlıklı olması gerekiyor. AB sürecinde işgücünün istihdama katılım oranı çok düşüktür. Kadın istihdam da çok yetersiz kalmıştır.

Gelir dağılımını iyileştirmenin en önemli aracı olan soysal güvenlik sistemimiz iyi kurgulanmalı ve uygulanmalıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, emekliler bakımından gelir ve aylıklarda eşitliği sağlayan hükümleri getirmediğinden tek çatı hedefi de karşılıksız kalmıştır. Özellikle, sosyal güvenlik haklarında var olan eşitsizliklere çözüm getirecek olan intibak talebimiz gündeme alınmalıdır.

Bir diğer adaletsizlik de, vergi uygulamalarında yaşanmaktadır. Vergi, gelir dağılımını iyileştiren en büyük ekonomik araçtır. Toplumun dolaylı vergileri eşit bir şekilde ödemesi, ekonomik yönden zayıf olan kesimlerin aleyhine olmaktadır. Emekliler de, harcamalarında KDV ve ÖTV gibi vergileri öderken, sınırlı kazançlarının bir kısmını devlet aktarmaktadır.

Devlet, vergi adaletini sağlayacak düzenlemeleri yapmalı, emeklilerin ek ödeme adı altında yüzde 4 ve yüzde 5 olarak aldıkları oranlar düşük kaldığından, vergi oranlarına göre yeniden belirlenmelidir.

Öğeyi Oyla
(0 oy)