Sağlık Hizmetleri ve Katkı Payları

04 May 2016
1469 defa

Sağlık hizmetlerinin tek elden yürütülmesi ve sevk koşulu aranmadan hastane seçiminin getirilmesi, bu alanda atılmış olan en önemli gelişmedir. Kamu ve özel hastane ayrımı yapılmadan sigortalı, emekli ve hak sahiplerinin her yere gitmesi, sağlık hakkının yerinde kullanılmasını da teşvik etmiştir. Her şeyden önce, tercih hakkında bir sınırlamanın olmaması, sağlık hizmetlerine ulaşmayı kolaylaştıran bir değişikliktir. Bu uygulama ile yerinde tedavi imkanı sağlanması, Ankara ve İstanbul'a gelme zorunluluğunu da ortadan kaldırmıştır.

Katkı Payları, Emeklilerden Alınmamalı

Bu olumlu gelişmelere rağmen, sağlık hizmetlerinin paralı bir sisteme dönüşmesi ve katkı paylarının giderek bir yük oluşturması karşısında şikayetler de gelmeye başlamıştır. Özellikle, katkı paylarını artıran ödemelerden muayene bedeli, ilaç yüzdeleri ve ilaç farklarının giderek yükselmesi,  emeklilerinin ödeme gücünü zorlaştıran uygulamalara dönüşmüştür.

Muayene bedeli; devlet hastanelerinde 5 lira, araştırma ve eğitim hastanelerinde 8 lira, özel hastanelerde 12 lira olarak uygulanmaktadır. Aynı gün içerisinde ikinci bir bölüme muayene olunduğunda, bu tutarlar belli bir yüzde üzerinden ikinci kez alınmaktadır. İlaç alınması durumunda, ilk üç kutu için 3 lira, sonraki her bir kutu için 1 lira alınmaktadır. İlaç fiyatlarını düzenleyen Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) eczaneler tarafından dikkate alındığından, Kurum tarafından belirlenen fiyatların üzerindeki ilaç farkları cepten ödenmektedir. İlaç yüzdelerine ilave olarak ilaç fiyat farklarının sigortalı ve emeklilerden istenmesi, önemli bir külfet olmaktadır. Bu konudaki şikayetler artmakta ve emeklilere yüzde 10 olarak uygulanan ilaç farkı dışında, ikinci bir ödemenin yapılmaması istenmektedir.   

Genel Sağlık Sigortası ve Farklılıklar

1 Ocak 2012 itibariyle genel sağlık sigortasının uygulanmaya başlanması, her bireyin kayıt altına alınması bakımından olumlu bir değişiklik olmuştur. Bu şekilde, sosyal güvencesi olmayan yeşil kartılar da genel sağlık sigortası kapsamına dahil edilmiş, yoksulluk kriteri ile yapılan testlere göre yoksul olan ailelerin genel sağlık sigortası primleri devlet tarafından karşılanmıştır.

Her bireyin belirlenen kurallara dikkat etmediği durumlarda, kendilerine genel sağlık sigortası primi borcu çıkarılmaktadır. Örneğin, sigortalığı sona erenlere 100 gün genel sağlık hakkı sağlanmaktadır. Bu sürenin sonunda genel sağlık sigortasına müracaat etmeyenlere ise, genel sağlık sigortası primi borcu işlenmektedir. 2012 sonrasındaki süreç incelendiğinde, birey ve genel sağlık sigorta kurumları arasında yeterli bir bilgilendirme olmadığından, sürecin olumsuz yönleri olarak görülmüştür. Sigortalığı bitenlere, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bilgilendirme amaçlı yazışmalar yapılmadığından, bireyler genel sağlık sigortası yönünden borçlu duruma düşmektedir. Bu nedenle, kurulacak olan bir sistem ile sigortalığı sona erenlerin bilgilendirilmesi ve yükümlülüklerinin belirtilmesi yoluna gidilmelidir.

Genel sağlık sigortası ile birlikte getirilen aile hekimliği uygulaması, hasta bilgilerinin tek elden toplanması ve yönlendirilmesi bakımından olumlu bir gelişmedir. Bu uygulama ile bireylerin yönlendirilmesi ve yerinde sağlık hizmetlerinin verilmesi bakımından doğru bir uygulama olarak görülmüştür.

Kız Çocukları Arasında Ayrım Yapılmamalı

Hak sahipleri bakımından 5510 sayılı Kanunla getirilen uygulamalardaki eşitsizliklere itirazlar yapılmaktadır. Örneğin, kız çocuklarının sağlık yardımı alınmasında, 1 Ekim 2008 öncesi ve sonrasında bir eşitsizlik söz konusudur. 1 Ekim 2008 öncesi sağlık yardımı alan kız çocuklarının çalışmaması veya evlenmemesi durumlarında sağlık yardımlarını almaya devam etmeleri 5510 sayılı Kanunun geçici 12. maddesi ile güvence altına alınmış, 1 Ekim 2008 sonrası ilk defa anne veya babası üzerinden sağlık yardımı alan kız çocuklarının sağlık hakları, üniversite eğitimi almaları durumunda 25 yaş ile sınırlandırılması, Anayasanın eşitlik ilkesine bile aykırılık teşkil etmektedir.  Kız çocuklarına bir bütün bakılmalı, çalışmamaları veya evlenmemeleri halinde, sağlık yardımı almalarındaki yaş sınırlamasına son verilmelidir.  Sosyal devlet, bu tür eşitsizlikleri yapmamalı ve eşitliği sağlamalıdır.

Öğeyi Oyla
(0 oy)